--CENK ŞARKISI Yurdunu Allâh’a bırak, çık yola; ---UYAN Ba

CENK ŞARKISI  HER YERDE  bayrak.gif                              bayrak.gif

CENK ŞARKISI 
 “Yurdunu Allâh’a bırak, çık yola:
 ”Cenge!” deyip çek ki vatan kurtula.
 Böyle müyesser mi gazâ her kula?
 Haydi levend asker, uğurlar ola.
 “Ey sürüden arkaya kalmış yiğit!
 Arkadaşın gitti, yetiş sen de git.
 Bak ne diyor, cedd-i şehîdin, işit :
 ”Durma git evlâdım, uğurlar ola.
 “Durma git evlâdım, açıktır yolun…
 Cenge sıvansın o bükülmez kolun;
 Süngünü tak, ön safa geçmiş bulun
 Uğurun açık olsun, uğurlar ola.
 ”Yerleri yırtan sel olup taşmalı!
 Dağ demeyip, taş demeyip aşmalı!
 Sendeki coşkunluğa el şaşmalı!
 Haydi git evladım, uğurlar ola.
 “Yükselerek kuş gibi Balkanlara,
 Öyle satır at ki kuduz Bulgar’a:
 Bir daha Osmanlı’ya güç sırtara!
 Git de gel evlâdım… uğurlar ola.
 “Düşmana çiğnetme bu toprakları;
 Haydi kılıçtan geçir alçakları!
 Leş gibi yatsın kara bayrakları!
 Kahraman evlâdım, uğurlar ola.
 “Balkan’ı bildin mi nedir, hemşeri?
 Sevgili ecdâdının en son yeri.
 Bir sıla isterdin a çoktan beri
 Şimdi tamam vakti… uğurlar ola
 “Balkan’ın üstünde sızan her pınar
 Bir yaradır, durmaz içinden kanar!
 Hangi taşın kalbini deşsen: mezar!
 Gör ne mübârek yer… uğurlar ola.
 “Eş hele bir dağları örten karı:
 Ot değil onlar, dedenin saçları!
 Dinle: Şehid sesleridir rüzgârı!
 Durma levend asker, uğurlar ola.
 “Ey vatanın şanlı gazâ mevkibi,
 Saldırınız düşmana arslan gibi.
 İşte hudâ yâveriniz, hem Nebî.
 Haydi gidin, haydi, uğurlar ola.
    bayrak2.gif

UYAN 

 Baksana kim boynu bükük ağlayan.
 Hakkı hayatındır senin ey müslüman,
 Kurtar artık o biçareyi Allah için.
 Artık ölüm uykularından uyan.
 Bunca zamandır uyudun kanmadın,
 Çekmediğin çile kalmadı, uslanmadın.
 Çiğnediler yurdunu baştan başa.
 Sen yine bir kerre kımıldanmadın.
 Ninni değil dinlediğin velvele,
 Kükreyerek akmada müstakbele.
 Bir ebedi sel ki zamandır adı,
 Haydi katıl sen de o coşkun sele.
 Karşı durulmaz cereyan sine-çak...
 Varsa duranlar olur elbet helak.
 Dalgaların anmadan seyrini,
 Göz göre girdâba nedir inhimak?
 Dehşeti maziyi getir yadına;
 Kimse yetişmez yarın imdadına.
 Merhametin yok diyelim nefsine;
 Merhamet etmez misin evladına?
 Ben onu dünyaya getirdim diye
 Kalkışacaksın demek öldürmeye!
 Sevk ediyormuş meğer insanları,
 Hakkı-ı übüvvet de bu caniliğe!
 Doğru mudur ye’s ile olmak tebah?
 Yok mu gelip gayrete bir intibah?
 Beklediğin subh-i kıyamet midir?
 Gün batıyor sen arıyorsun tebah.!
 Gözleri maziye bakan milletin,
 Ömrü temadisi olur nakbetin.
 Karşına müstakbeli dikmiş Hüdâ,
 Görmeye lakin daha yok niyyetin.
 Ey koca şark! Ey ebedi meskenet!
 Sen de kımıldanmaya bir niyet et.
 Korkuyorum, Garbın elinden yarın,
 Kalmayacak çekmediğin mel’anet.
 Hakk-ı hayatın daha çiğnenmeden,
 Kan dökerek almalısın merd isen.
 Çünkü bugün ortada hak sahibi,
 Bir kişidir: 'Hakkımı vermem' diyen.

Anlayanabayrak.gif

bayrak.gifHER YERDE  bayrak.gif                              bayrak.gif

 

Şehitlerimize Allah'tan Rahmet Diler Mekanları Cennet Olsun 

ŞEHİTLER ÖLMEZ VATAN

BİR VATAN KALBİNİN ATTIĞIYERDİRbayrak.gif

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE
Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?
 En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,
 Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya
 Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
 Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
 Nerde -gösterdiği vahşetle- Bu bir Avrupalı!
 Dedirir: Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
 Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
 Eski Dünya, Yeni Dünya, bütün akvâm-ı beşer,
 Kaynıyor kum gibi... Mahşer mi, hakikat mahşer.
 Yedi iklimi cihânın duruyor karşısında,
 Ostralya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!
 Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk;
 Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
 Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
 Hani, tâ'ûna da zuldür bu rezil istilâ!
 Ah, o yirminci asır yok mu, o mahhlûk-i asil,
 Ne kadar gözdesi mevcud ise, hakkıyle sefil,
 Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına;
 Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
 Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
 Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
 Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb,
 Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.
 Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
 Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı;
 Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
 Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
 Yerin altında cehennem gibi binlerce lâğam,
 Atılan her lâğamın yaktığı yüzlerce adam.
 Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer
 O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkâz-ı beşer...
 Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el ayak,
 Boşanır sırtlara, vâdilere, sağnak sağnak.
 Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
 Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
 Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
 Sürü halinde gezerken sayısız tayyâre.
 Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
 Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
 Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
 Alınır kal'a mı göğsündeki kat kat iman?
 Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
 Çünkü te'sis-i İlâhî o metin istihkâm.
 Sarılır, indirilir mevki'-i müstahkemler,
 Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer;
 Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedî serhaddi;
 O benim sun'-i bedi'im, onu çiğnetme dedi.
 Âsım'ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek:
 İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmeyecek.
 Şûhedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
 O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar...
 Vurulmuş tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
 Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
 Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
 Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
 Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid'i...
 Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
 Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
 Gömelim gel seni tarihe desem, sığmazsın.
 Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...
 Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
 Bu, taşındır diyerek Kâ'be'yi diksem başına;
 Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
 Sonra gök kubbeyi alsam da ridâ namıyle,
 Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
 Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,
 Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;
 Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına;
 Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
 Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
 Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
 Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
 Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana.
 Sen ki, son ehl-i salibin kırarak salvetini,
 Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin'i,
 Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...
 Sen ki, İslâm'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
 O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
 Sen ki, ruhunla beraber gezer ecrâmı adın;
 Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın... Heyhât!
 Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...
 Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
 Sana âguşunu açmış duruyor Peygamber.  haketmedilermi??

 

            iSTiKLAL MARŞI

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak!
O benimdir, o benim milletimindir ancak!

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül... ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal.
Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklal.

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım;
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar.
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
'Medeniyyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın,
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı.
Verme, dünyâları alsan da bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.

Rûhumun senden ilahî, şudur ancak emeli:
Değmesin ma' bedimin göğsüne na-mahrem eli!
Bu ezanlar-ki şehâdetleri dinin temeli-
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım.
Her cerîhamdan, İlâhi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır  rûh-ı mücerred gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım!

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl;
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet,
Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklâl!

                                         Mehmet Akif Ersoy

   

 

 

 

Yorum Yaz